“AÇILIM”; yaklaşık bir yıldır gündemde olmasına rağmen, belki de son elli yılın en moda, en tüketilir kelimesi, tam bir “in”.
Kürt ile başladı, Ermeni ile devam etti, Roman’a kadar gitti. ABD’yi, AB’yi, TOKİ’yi bağladı.
“Tamam diğerlerini anladık da TOKİ nereden çıktı?” diyenlere Sulukule arazisine şöyle bir bakmaları tavsiye edilirken, “Boş ver anlayan anladı, senin anlamana gerek yok zaten, kervan yürüyor nasıl olsa. Sen aldırma, düşünme böyle şeyleri, önümüz kış, sen kömürünü düşün” denebilir ve hiç olmazsa ara ara da olsa www.gittigidiyor.com internet sitesini ziyaret etmeleri önerilebilir.
“gitti gidiyor” deyince, Habur’dan gelenler de gittiler bu arada. Habur’dan davulla gelmişlerdi, “ha ordan” da gizlice gidiverdiler.
Ha ordan, ha burdan, hiç fark etmedi onlar için! Bizim için fark etti mi peki? Devamını Oku
Bazı düşünceler, ya fikir sahibi olunmadığı için dillendirilmez ya da tepki çekebileceği riski için. Ertuğrul Özkök bu riski aldı ve birçok insanın düşündüğü halde dillendiremediği, çekindiği “Ayrılığı düşünme” mealindeki bir nevi açılım bağlamındaki tartışmayı başlatmış oldu.
Ne dedi Özkök; “Türkler ve Kürtler ayrılığı konuşmalı”. Gecikmiş ve tam anlamıyla gerçek bir açılım bu söylem. Çünkü bazı insanları şöyle bir titretti.
BDP’li Hasip Kaplan, Özkök ile ilgili eleştirisine, “Türkiye Türklerindir” yazan bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni diye başlıyor, “Ne beklenebilir ki, doğal değil mi?” anlamında.
“Türkiye Türklerindir” sözüne Kaplan ve arkadaşlarının bozuldukları ve karşı geldikleri biliniyor. Bunun sebebi ise; Türkiye’nin Doğu ve G.Doğu’sunun kendilerince “Kürt Coğrafyası” yani “Kuzey Kürdistan” olarak algılanmasından/adlandırılmasından kaynaklanıyor. Devamını Oku
Neredeyse tamamımızın maalesef ki “Kürt Sorunu” olarak adlandırmasına rağmen, sorun’un gerçek adı; “PKK ve PKK’lı Kürtlerden kaynaklı sorun”dur ve çözümü hiç de kolay değildir.
Neden değildir? Çünkü sorunun çözümü, sadece Öcalan ve bugüne kadar çoğunlukta olmalarına rağmen taşın altına elini bir türlü sokmayan/sokamayan, sürekli sessiz ve beklemede kalan, amiyane tabirle zurnanın çıkarttığı o son sesi bekleyen “PKK’lı olmayan Kürtler”dedir.
Öcalan derse ki; “Artık bu işten vazgeçmeliyiz. Artık kan akmasın. Dağdakiler gelip teslim olsunlar. Kana bulaşanlar cezalarını çeker, diğerleri de yeni bir hayata başlarlar. Ben önemli değilim, şartlarım biraz düzeltilirse ömrümün geri kalanını burada sürdürürüm. Devlet de bu konuda daha hoş görülü olursa barış süreci hızlanır”, işte o zaman terör tam olarak bitmese de son derece minimize olur. Devamını Oku
Yazarın en büyük düşmanı “bağnazlıktır” der Cemil Meriç.
Bu söze, tarihçi diye geçinen Şevket Süreyya’yı okuduktan ve Şevket Süreyya’nın tarihçiliği hakkında yorum yapan tarihçileri okuduktan sonra daha çok inandım.
Ve şimdiki gençliğin neden bağnaz bir gençlik olduğunu daha iyi anladım.
Çünkü sistem dediğimiz soyut devlet mekanizması gençleri bağnaz yapıyor, bağnaz olmaya zorluyor.
Lise Tarih Kitabını az çok okuduktan sonra sistemin ne kadar taraflı olduğunu anlarsınız. Devamını Oku