Teo Demokratik ve Kültürel Özerklik

Ahmet ARTUK tarafından 22 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Sevgili okurlar.

Öncelikle yazımızda bu konuya Osman BAYDEMİR’in ve daha sonra Abdullah ÖCALAN’ın avukatları aracılığı ile dile getirdiği “Demokratik Özerklik” tezine daha farklı ve kapsamlı bir yaklaşım ile “TEO DEMOKRATİK VE KÜLTÜREL ÖZERKLİK” fikrinin Türkiyedeki mozaiğe uygunluğunun doğruluğunu düşünmekteyim.

“Demokratik Özerklik” düşüncesi, bölgesel ırkçılığı daha da tetiklediği/tetikleyeceği kanaatini taşıyorum.

Halkın genel fikirleri üzerinde bir çözüm yolu üretmeye kalkarsak, amacız daha da iyi anlaşılır.

Yıllardır hep bunu duyduk. Kime sorarsanız sorun “bu ülkede en çok bizler ezildik” derler.

Arkadaşlar, bu ülkede ezilmeyen var mı? Bu ülkede aynı anda “hem kör, hem sağır, hem dilsiz” olanlar bile ezildi. Devamını Oku

Biraz da Tersten Düşünme Zamanı

Sabahattin Talu tarafından 14 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
3 Yorum

Bazı düşünceler, ya fikir sahibi olunmadığı için dillendirilmez ya da tepki çekebileceği riski için. Ertuğrul Özkök bu riski aldı ve birçok insanın düşündüğü halde dillendiremediği, çekindiği “Ayrılığı düşünme” mealindeki bir nevi açılım bağlamındaki tartışmayı başlatmış oldu.

Ne dedi Özkök; “Türkler ve Kürtler ayrılığı konuşmalı”. Gecikmiş ve tam anlamıyla gerçek bir açılım bu söylem. Çünkü bazı insanları şöyle bir titretti.

BDP’li Hasip Kaplan, Özkök ile ilgili eleştirisine, “Türkiye Türklerindir” yazan bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni diye başlıyor, “Ne beklenebilir ki, doğal değil mi?” anlamında.

“Türkiye Türklerindir” sözüne Kaplan ve arkadaşlarının bozuldukları ve karşı geldikleri biliniyor. Bunun sebebi ise; Türkiye’nin Doğu ve G.Doğu’sunun kendilerince “Kürt Coğrafyası” yani “Kuzey Kürdistan” olarak algılanmasından/adlandırılmasından kaynaklanıyor. Devamını Oku

Sorun’u Kim ve Nasıl Çözer?

Sabahattin Talu tarafından 12 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Neredeyse tamamımızın maalesef ki “Kürt Sorunu” olarak adlandırmasına rağmen, sorun’un gerçek adı; “PKK ve PKK’lı Kürtlerden kaynaklı sorun”dur ve çözümü hiç de kolay değildir.

Neden değildir? Çünkü sorunun çözümü, sadece Öcalan ve bugüne kadar çoğunlukta olmalarına rağmen taşın altına elini bir türlü sokmayan/sokamayan, sürekli sessiz ve beklemede kalan, amiyane tabirle zurnanın çıkarttığı o son sesi bekleyen “PKK’lı olmayan Kürtler”dedir.

Öcalan derse ki; “Artık bu işten vazgeçmeliyiz. Artık kan akmasın. Dağdakiler gelip teslim olsunlar. Kana bulaşanlar cezalarını çeker, diğerleri de yeni bir hayata başlarlar. Ben önemli değilim, şartlarım biraz düzeltilirse ömrümün geri kalanını burada sürdürürüm. Devlet de bu konuda daha hoş görülü olursa barış süreci hızlanır”, işte o zaman terör tam olarak bitmese de son derece minimize olur. Devamını Oku

Adı Doğru Konulamayan Sorun

Sabahattin Talu tarafından 8 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Yaklaşık 25 yıldır maalesef ki kanlı bir sorun ile karşı karşıyayız. Ülkenin en büyük sorunu olarak değerlendirilen bu sorun, çeşitli çevrelerce “terör sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “PKK sorunu”, “Yıkıcı-Bölücü terör örgütü sorunu” gibi adlar ile anıldı zaman içerisinde. Son 8-10 yıllık dönemde ise, neredeyse her kesimce, devletin ilgili kurumları da dahil, artık tamamen “KÜRT SORUNU” olarak adlandırıldı/adlandırılıyor bu sorun. Sorunun adının gerçekte ne olduğunun tartışılmasına gerek dahi duyulmuyor artık, ama bilgili-bilgisiz, ilgili-ilgisiz herkes, sadece bir “ÇÖZÜM” arayışından bahsediyor, ahkâm kesip duruyor. Teşhissiz tedavi etmeye çalışmak gibi bir durum var ortada.

Adı, niye “Kürt sorunu”?

Örgütün ve destekleyicilerinin baştan beri dillendirerek yerleştirmek istediği de bu değil miydi zaten? Sorun’un daha önce konulan adlarının tümüne karşı geldiler, sorunu “Kürt sorunu” olarak dayattılar direttiler ve sindire sindire kazandılar. Devamını Oku

Pkk’nın Eylemleri Neden Arttı?

Sabahattin Talu tarafından 15 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

İnsanların “gözlerinin içine baka baka” verilecek ilk cevap, sezonun açıldığıdır. Yani, bölgedeki son derece ağır kış ve doğa koşulları, baharın gelmesiyle birlikte ortadan kalkmış, bir başka değişle “eylem sezonu” açılmıştır. İlk cevap budur ve 25 yıllık istatistikler de bunu gösterir. Kış mevsiminde eylemler azalır, baharla birlikte artmaya başlar. Bu bir…

İkinci cevap; örgütü canlı tutmak, daha fazla hantal ve atıl bırakmamaktır. Uzun kış mevsimi süresince, sadece teorik eğitim alan teröristlerin pratik yapma zamanları gelmiştir. Çünkü, atıl kalan örgütlerde davaya olan inanç, örgüte olan güven azalır ve giderek kopmalar başlar. Dedikodu, kıskançlık, karşı cinse eğilim, hatta cinsel sapmalar gibi, bir örgüt için son derece istenmeyen yoz durumlar ortaya çıkar. Devamını Oku

Med’den Roj’a İdeolojik Yayın ve Avrupa

Sabahattin Talu tarafından 27 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

İlk olarak 1995 yılında “MED TV” kanalı kuruldu. İngiltere’den alınan lisans ile yayın hayatına başlayan televizyon kanalı, 4 yılın sonunda 1999’da kapatıldı.

Gerekçe; “PKK propagandası yapmak”tı.

İlkine, hemen “YA” eklendi, bu sefer “MEDYA TV” olarak, Fransa’dan alınan lisans ile yayınlarına devam eden kanal, 5 yılın sonunda 2004 yılında kapatıldı.

Gerekçe; “MED TV’nin devamı olduğu” idi.

Baktılar “YA” ekleyerek bu iş olmuyor, bu kez “ROJ TV” adıyla, 2004’te Danimarka’dan alınan lisans ile yayınlarını sürdürdüler/sürdürüyorlar. Devamını Oku

Düşünce Yazıları © 2010 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz veya Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
Tema: Popho V2 (Anarşik Çocuk) | Altyapı: Wordpress | Destek Veriyorum | istanbul pastanesi