Referandumu Boykot/Tehdit

Ahmet ARTUK tarafından 31 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Aslında, ülkemizde hiçte alışık olmadığımız gelişmeler yaşıyoruz. İnsanlara zorla dayatılmayan bir referandum seçimi var. Kişisel olarak bu gelişmelere bünyem alışık değil. Ama güzel gelişmeler.

12 Eylül’de sandık başına gidenler, çok rahat evet/hayır tercihinde bulunarak, baskı altında kalmadan oy’unu kullanacaklar.

Bu süreçte yaşanan referandum çalışmaları heyecan verici.

Her gün takip ettiğimiz mitinglerin sonunda ‘kim kime ne dedi’ basitleşmesinin örneklerini yaşıyoruz.

Bunlar yaşanırken, yine de “bir parti hariç”  diğer tüm partilerin halkı sandık başına gitmeye teşvik etmelerini takdirle karşılıyorum. Devamını Oku

Evet’çiyim O Zaman Şeriat’çıyım

Ahmet ARTUK tarafından 28 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Hiç şüphesiz, son günlerin gündemi olan yeni Anayasa ve referandum çok tartışılmaya başlandı.

12 Eylül’de, 12 Eylül Anayasası’nın 26 maddesinin değişimi için halkımız, kendisini sıkan, baskı altında tutan bir anayasa değişimine katkıda bulunmak için sandık başına gidecek.

Ne yazık ki Türkiye’nin ihtiyacı olan yepyeni bir anayasayı yapma şansı var iken iş ciddiye bindiğinde ipler koptu. Bir anda siyasi menfaatler ve varlığını bu Anayasaya bağlayan kesimler ortaya çıkmaya başladı.

Manzaraya baktım ki şaşırmadım desem yalan olur. 12 Eylül Anayasası’na karşıyım diyenlerin, 12 Eylül Referandumun’a da karşı olduğunu görünce Kenan Paşa’ya “sen neymişsin be paşa” demekten kendimi alamadım. Devamını Oku

Pkk’nın İdeolojik İlahlığı

Ahmet ARTUK tarafından 25 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Aslında tüm beşeri ilahlıkların temelinde ideolojik ilahlık yatar. Bir ideoloji etrafında toplanan fikirler sonunda bazı kavramları ve kişileri ilahlaştırırlar. Bu ilahlaştırmaların tarihi arka planı mutlaka vardır.

Biz burada genel bir ideolojik ilahlık kavramı yerine, daha yerel bir bir çerçevede kendi halimizi değerlendirmemizde fayda olacağına inanıyorum.

Bir önceki yazımızda Devletlerin halkları üzerindeki ilahlığının kötü sonuçlarına değinmiştik. Demiştik ki “devletler halkını özünden koparıp yeniden şekillendirme ilahlığına giderse doğuracağı olan yeni yapı hiçbir zaman istediği gibi bir yapı olmayacaktır.” Bu bizde de aynı sonucu doğurmuştur.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok. Gelmek istediğim konu Kürtler ve Zazalar üzerindeki tahakkümün etkisiyle yaratılan PKK’dır. Cumhuriyet rejimi Kürt ve Zaza halkını öyle asimilasyona tabi tuttu ki, öyle bir güne gelip çattı ki, kendi bile yarattığını tanıyamaz hale geldi. Kendi devlet terörü içerisinden öyle bir terör örgütü doğdu ki kendi otuz yıldır hala anlamış değildir. Bu yetiştirdiği terör örgütü kendi ideolojik ilahlığını ilan etti. Devamını Oku

Kürtlerin Sağduyusu ve Ateşkes

Ahmet ARTUK tarafından 21 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Şimdi yeni bir furya başladı.

Ateşkesle başlayan yorum furyası. Masa başında ve bir kaç süslü söz hazırlayıp edebiyat yapma furyası. Kim bu furyada olanlar, isimlerini sayamayız elbette.

Fakat şunu iyi biliyorum ki bu süreçte gerek istihbarat yorumları ve gerek siyasi yorumlar çok can sıkıcı.

Okuyanlarımız bilir 30. haziran 2010 tarihinde yazarport.com sitesinde bir yazı yazmıştım. Bu yazımızda Diyarbakırdaki STK’ların çatışmalarla ilgili açıklamalarına değinmiştik.

“Kürt halkının gerçek temsilcileri meydana çıktı” demiştik.

Bu kürt temsilcilerinin önemine vurgu yaparak şöyle seslenmiştik. Devamını Oku

Adı Doğru Konulamayan Sorun

Sabahattin Talu tarafından 8 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Yaklaşık 25 yıldır maalesef ki kanlı bir sorun ile karşı karşıyayız. Ülkenin en büyük sorunu olarak değerlendirilen bu sorun, çeşitli çevrelerce “terör sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “PKK sorunu”, “Yıkıcı-Bölücü terör örgütü sorunu” gibi adlar ile anıldı zaman içerisinde. Son 8-10 yıllık dönemde ise, neredeyse her kesimce, devletin ilgili kurumları da dahil, artık tamamen “KÜRT SORUNU” olarak adlandırıldı/adlandırılıyor bu sorun. Sorunun adının gerçekte ne olduğunun tartışılmasına gerek dahi duyulmuyor artık, ama bilgili-bilgisiz, ilgili-ilgisiz herkes, sadece bir “ÇÖZÜM” arayışından bahsediyor, ahkâm kesip duruyor. Teşhissiz tedavi etmeye çalışmak gibi bir durum var ortada.

Adı, niye “Kürt sorunu”?

Örgütün ve destekleyicilerinin baştan beri dillendirerek yerleştirmek istediği de bu değil miydi zaten? Sorun’un daha önce konulan adlarının tümüne karşı geldiler, sorunu “Kürt sorunu” olarak dayattılar direttiler ve sindire sindire kazandılar. Devamını Oku

Pkk’nın Eylemleri Neden Arttı?

Sabahattin Talu tarafından 15 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

İnsanların “gözlerinin içine baka baka” verilecek ilk cevap, sezonun açıldığıdır. Yani, bölgedeki son derece ağır kış ve doğa koşulları, baharın gelmesiyle birlikte ortadan kalkmış, bir başka değişle “eylem sezonu” açılmıştır. İlk cevap budur ve 25 yıllık istatistikler de bunu gösterir. Kış mevsiminde eylemler azalır, baharla birlikte artmaya başlar. Bu bir…

İkinci cevap; örgütü canlı tutmak, daha fazla hantal ve atıl bırakmamaktır. Uzun kış mevsimi süresince, sadece teorik eğitim alan teröristlerin pratik yapma zamanları gelmiştir. Çünkü, atıl kalan örgütlerde davaya olan inanç, örgüte olan güven azalır ve giderek kopmalar başlar. Dedikodu, kıskançlık, karşı cinse eğilim, hatta cinsel sapmalar gibi, bir örgüt için son derece istenmeyen yoz durumlar ortaya çıkar. Devamını Oku

Düşünce Yazıları © 2010 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz veya Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
Tema: Popho V2 (Anarşik Çocuk) | Altyapı: Wordpress | Destek Veriyorum | istanbul pastanesi