Bundan 10 yıl önce…
Herhangi bir mitingde, gösteride Öcalan posteri, PKK bayrağı açılamaz, Öcalan ve PKK yanlısı sloganlar atılamazdı.
Gazete ve televizyonlar, nadiren rastlanan bu görüntüleri yuvarlak içine alarak on’larca kez gösterir, zumlar, “Yeşil-Kırmızı-sarı renklerden oluşan bayrak açtılar” diyerek, önemli bir haber yakalamışçasına bu sahneleri yayınlarlardı.
Bizler hepimiz; “Bayrak açtılar”, “Apo dediler” diye günlerce konuşur, tartışırdık.
Ne kadar hissedilse de, düşünülse de “Sayın Öcalan”, “Kürdistan” gibi ifadeler asla kolay kolay denilemezdi.
Kürtçü olarak bilinen birkaç yazar-çizer haricinde öyle çok da adam yoktu yazılı ve görsel basın camiasında.
PKK, büyük çoğunluk tarafından terör örgütü olarak kabul edilir, öyle algılanırdı. Devamını Oku
Yaklaşık 25 yıldır maalesef ki kanlı bir sorun ile karşı karşıyayız. Ülkenin en büyük sorunu olarak değerlendirilen bu sorun, çeşitli çevrelerce “terör sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “PKK sorunu”, “Yıkıcı-Bölücü terör örgütü sorunu” gibi adlar ile anıldı zaman içerisinde. Son 8-10 yıllık dönemde ise, neredeyse her kesimce, devletin ilgili kurumları da dahil, artık tamamen “KÜRT SORUNU” olarak adlandırıldı/adlandırılıyor bu sorun. Sorunun adının gerçekte ne olduğunun tartışılmasına gerek dahi duyulmuyor artık, ama bilgili-bilgisiz, ilgili-ilgisiz herkes, sadece bir “ÇÖZÜM” arayışından bahsediyor, ahkâm kesip duruyor. Teşhissiz tedavi etmeye çalışmak gibi bir durum var ortada.
Adı, niye “Kürt sorunu”?
Örgütün ve destekleyicilerinin baştan beri dillendirerek yerleştirmek istediği de bu değil miydi zaten? Sorun’un daha önce konulan adlarının tümüne karşı geldiler, sorunu “Kürt sorunu” olarak dayattılar direttiler ve sindire sindire kazandılar. Devamını Oku
Son Siirt olayları, daha önceki Mardin, Ş.Urfa, Diyarbakır, vs. vs. olayları, küçük yaştaki kız ve erkek çocuklara tecavüz.
Töre cinayetleri… Kan davaları… Kap-kaç ve hırsızlık çetelerine ucuz ve bol eleman… Uyuşturucu madde kaçakçılığı… Silah kaçakçılığı… Büyükbaş hayvan kaçakçılığı… İnsan kaçakçılığı… Organ mafyası… Başlık parası… Berdel uygulaması… Çok eşlilik, kuma… Ağalık sistemi… Feodal yapı… Aşiretçilik… Aşiretler arası çatışmalar… Hızlı ve yoğun nüfus artışı… İşsizlik… Eğitim eksikliği…
Cehalet, cehalet, cehalet…
Tüm bunlar, bölgenin yıllardır süregelen sorunları. Devamını Oku
Kapatılan DTP’nin konvoyu İzmir’de halk tarafından yuhalandı, konvoya yumurta atıldı, protesto edildi. Ahmet Türk, İzmir için “Faşist İzmir” dedi. Oysa İzmir, düşmanın denize döküldüğü yerdi.
Bulanık davasını izlemek için Samsun’a gelen BDP heyetinde bulunan Ahmet Türk, mahkeme çıkışında yaptığı basın açıklamasının hemen bitiminde yumruklu saldırıya uğradı ve burnu kırıldı. Şimdi oldu; “Faşist Samsun”. Oysa, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Atatürk, ilk olarak 19 Mayıs tarihinde Samsun’a çıkmıştı.
Ne büyük bir tesadüf değil mi, bu çok anlamlı iki şehir… Devamını Oku
21 Mart “Nevruz” etkinlikleri, BDP tarafından Diyarbakır’da gerçekleştirildi ve son derece coşkuyla kutlandı.
Mitingde, konuşmacılar tarafından “Öcalan’a özgürlük” istendi…
Katılan kitle tarafından “Öcalan ve Pkk” lehine sloganlar atıldı…
Öcalan resimleri ve Pkk’nın amblemli bayrakları ellerde taşındı…
“Öcalan”, “Pkk”, “Kürdistan” kelimeleri dillerden hiç düşmedi, kulakları çınlattı…
Polis müdahale etmedi (!), olay çıkmadı, sevindik!
Hatta öyle sevindik ki, yanında derin bir “Oh” da çektik, karşıki dağlar yıkılmadan, rahatladık! Devamını Oku