Referandumu Boykot/Tehdit

Ahmet ARTUK tarafından 31 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Aslında, ülkemizde hiçte alışık olmadığımız gelişmeler yaşıyoruz. İnsanlara zorla dayatılmayan bir referandum seçimi var. Kişisel olarak bu gelişmelere bünyem alışık değil. Ama güzel gelişmeler.

12 Eylül’de sandık başına gidenler, çok rahat evet/hayır tercihinde bulunarak, baskı altında kalmadan oy’unu kullanacaklar.

Bu süreçte yaşanan referandum çalışmaları heyecan verici.

Her gün takip ettiğimiz mitinglerin sonunda ‘kim kime ne dedi’ basitleşmesinin örneklerini yaşıyoruz.

Bunlar yaşanırken, yine de “bir parti hariç”  diğer tüm partilerin halkı sandık başına gitmeye teşvik etmelerini takdirle karşılıyorum. Devamını Oku

Kürtlerin Sağduyusu ve Ateşkes

Ahmet ARTUK tarafından 21 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Şimdi yeni bir furya başladı.

Ateşkesle başlayan yorum furyası. Masa başında ve bir kaç süslü söz hazırlayıp edebiyat yapma furyası. Kim bu furyada olanlar, isimlerini sayamayız elbette.

Fakat şunu iyi biliyorum ki bu süreçte gerek istihbarat yorumları ve gerek siyasi yorumlar çok can sıkıcı.

Okuyanlarımız bilir 30. haziran 2010 tarihinde yazarport.com sitesinde bir yazı yazmıştım. Bu yazımızda Diyarbakırdaki STK’ların çatışmalarla ilgili açıklamalarına değinmiştik.

“Kürt halkının gerçek temsilcileri meydana çıktı” demiştik.

Bu kürt temsilcilerinin önemine vurgu yaparak şöyle seslenmiştik. Devamını Oku

“Seksen Yıllık Sorun” Demek, Ne Demek?

Sabahattin Talu tarafından 4 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

“SABAH” erken kalkan bir gazeteci “Kürt sorunu” adı verilen bu sorun için “80 yıllık sorun” dedi, aynen malum fikirdaşları gibi.

“TARAF”ı belli olan bir kilise gazetecisi de aynı sorun için “1000 yıllık” dedi.

Ülke yönetiminde bulunan önemli bir şahsiyet de, Kürt açılımı ile ilgili muhalefet tarafından yapılan eleştirilerine cevaben; “Ne yani, Kürtlerin 80 yıllık en temel haklarını vermeyelim mi, anadillerini konuşmasınlar mı!” demişti.

“1000 yıllık sorun” söylemini pek ciddiye almaya gerek yok, ağzı olan herkes bu konuda konuşuyor çünkü. Ancak şu “80 yıllık” ifadesini şöyle bir ele alıp, biraz açmak, biraz perdeyi aralamak, tam olarak asıl niyeti ortaya koymak gerekiyor. Devamını Oku

Sorun’u Kim ve Nasıl Çözer?

Sabahattin Talu tarafından 12 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
1 Yorum

Neredeyse tamamımızın maalesef ki “Kürt Sorunu” olarak adlandırmasına rağmen, sorun’un gerçek adı; “PKK ve PKK’lı Kürtlerden kaynaklı sorun”dur ve çözümü hiç de kolay değildir.

Neden değildir? Çünkü sorunun çözümü, sadece Öcalan ve bugüne kadar çoğunlukta olmalarına rağmen taşın altına elini bir türlü sokmayan/sokamayan, sürekli sessiz ve beklemede kalan, amiyane tabirle zurnanın çıkarttığı o son sesi bekleyen “PKK’lı olmayan Kürtler”dedir.

Öcalan derse ki; “Artık bu işten vazgeçmeliyiz. Artık kan akmasın. Dağdakiler gelip teslim olsunlar. Kana bulaşanlar cezalarını çeker, diğerleri de yeni bir hayata başlarlar. Ben önemli değilim, şartlarım biraz düzeltilirse ömrümün geri kalanını burada sürdürürüm. Devlet de bu konuda daha hoş görülü olursa barış süreci hızlanır”, işte o zaman terör tam olarak bitmese de son derece minimize olur. Devamını Oku

Adı Doğru Konulamayan Sorun

Sabahattin Talu tarafından 8 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Yaklaşık 25 yıldır maalesef ki kanlı bir sorun ile karşı karşıyayız. Ülkenin en büyük sorunu olarak değerlendirilen bu sorun, çeşitli çevrelerce “terör sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “PKK sorunu”, “Yıkıcı-Bölücü terör örgütü sorunu” gibi adlar ile anıldı zaman içerisinde. Son 8-10 yıllık dönemde ise, neredeyse her kesimce, devletin ilgili kurumları da dahil, artık tamamen “KÜRT SORUNU” olarak adlandırıldı/adlandırılıyor bu sorun. Sorunun adının gerçekte ne olduğunun tartışılmasına gerek dahi duyulmuyor artık, ama bilgili-bilgisiz, ilgili-ilgisiz herkes, sadece bir “ÇÖZÜM” arayışından bahsediyor, ahkâm kesip duruyor. Teşhissiz tedavi etmeye çalışmak gibi bir durum var ortada.

Adı, niye “Kürt sorunu”?

Örgütün ve destekleyicilerinin baştan beri dillendirerek yerleştirmek istediği de bu değil miydi zaten? Sorun’un daha önce konulan adlarının tümüne karşı geldiler, sorunu “Kürt sorunu” olarak dayattılar direttiler ve sindire sindire kazandılar. Devamını Oku

Pkk’nın Eylemleri Neden Arttı?

Sabahattin Talu tarafından 15 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

İnsanların “gözlerinin içine baka baka” verilecek ilk cevap, sezonun açıldığıdır. Yani, bölgedeki son derece ağır kış ve doğa koşulları, baharın gelmesiyle birlikte ortadan kalkmış, bir başka değişle “eylem sezonu” açılmıştır. İlk cevap budur ve 25 yıllık istatistikler de bunu gösterir. Kış mevsiminde eylemler azalır, baharla birlikte artmaya başlar. Bu bir…

İkinci cevap; örgütü canlı tutmak, daha fazla hantal ve atıl bırakmamaktır. Uzun kış mevsimi süresince, sadece teorik eğitim alan teröristlerin pratik yapma zamanları gelmiştir. Çünkü, atıl kalan örgütlerde davaya olan inanç, örgüte olan güven azalır ve giderek kopmalar başlar. Dedikodu, kıskançlık, karşı cinse eğilim, hatta cinsel sapmalar gibi, bir örgüt için son derece istenmeyen yoz durumlar ortaya çıkar. Devamını Oku

Düşünce Yazıları © 2010 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz veya Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
Tema: Popho V2 (Anarşik Çocuk) | Altyapı: Wordpress | Destek Veriyorum | istanbul pastanesi