Levent Kırca Oya Başar ikilisinin ekibiyle birlikte hazırlamış olduğu, o zamanlar tek komedi programı olan Olacak O Kadar, 90’lı yılların ortalarına kadar Perşembe akşamları evlerimize konuk oluyordu. Ailece izlediğimiz program Perşembe akşamlarına ayrı bir renk katıyor, evlerimizi şenlendiriyordu. Toplumsal meseleleri eleştirel bir yorumla, espriyle karışık veren Olacak O Kadar hem güldürüyor, hem de düşündürüyordu.
İşlediği karakterler, adeta hayatımızın bir parçası olmuştu. Cevat Kelle, Küçük Hüsamettin, sarhoş, Olacak O Kadar Televizyonu vb. skeçler bizlere o kadar samimi geliyordu ki, sanki bu insanlar bizden biriydi, bizimle beraber yaşıyorlardı. Siyasi meseleleri, siyaset yapmadan, millet meselelerini abartmadan, kimseyi bunalıma sokmadan hem bizleri güldürüyor, hem de gereken yerlere mesajlar vererek topluma tercüman oluyordu. Devamını Oku
Şu an için en iyi ve yaygın kitle iletişim aracı olarak birinci sırayı televizyon almaktadır. Televizyon, sadece Türkiye’de değil dünya çapında kabul görmüş, hemen hemen her eve girmiş ve kendini kabul ettirmiştir. Televizyon doğru kullanıldığında cahilliğin en büyük düşmanı olabileceği gibi, yanlış kullanıldığında da cahilliğin en büyük dostu haline dönüşmektedir.
Maalesef televizyon sizlerinde bildiği gibi, cahilliğin düşmanı değil dostu olmuştur. Peki bu nasıl olmuştur. Uluslar adına kararlar alan devletler, medyanın görsel yönü olan televizyon dünyasını, ulusların faydasına kullanımı açısından doğru politikalarla geliştirmemiş, medyanın kendi sorumluluğuna terk etmişlerdir. Bu sorumluluğu taşıma bilincinde olmayan kapitalist zihniyet, televizyonu sadece gelir getiren bir ranta dönüştürmüştür. Devamını Oku
Oynadıkları oyunlarla belirli bir kitlenin gönlünde taht kuran program, insanları eğlendirmekten başka bir özellik taşımıyor. O da lazım diyeceksiniz. Evet, doğru o da lazım ama bu şeklide değil. Eğlendirirken bizi de yoldan çıkarıp sapıttırmamalıdır. Ne alakası var canım demeyin çok alakası var çünkü. Dikkat ederseniz cümleme oynadıkları oyunlarla diye başladım. Evet bu ekibin oynadıkları bir oyundur. Aslında oyun tabiri bile fazladır. Bir gösteridir.
Fakat, hocam dedikleri Yılmaz Erdoğan ve ekibi, yaptıkları işi oyun olarak bile nitelendirmeden direk, tiyatro diyorlar. Hadi canım sende. Bunun neresi tiyatro? Sanatsal veya edebi bir yönü mü var ki tiyatro olsun. Eğlencelik bir gösteri işte. Çok güzel hareketler bunlar için, tiyatro terimi kesinlikle fazladır. Tiyatro, tür olarak üçe ayrılır. Dram, komedi, trajedi. Çok güzel hareketler bunlar sırf insanları güldürüyor diye, tiyatronun komedi türüne girmez. Devamını Oku