“AÇILIM”; yaklaşık bir yıldır gündemde olmasına rağmen, belki de son elli yılın en moda, en tüketilir kelimesi, tam bir “in”.
Kürt ile başladı, Ermeni ile devam etti, Roman’a kadar gitti. ABD’yi, AB’yi, TOKİ’yi bağladı.
“Tamam diğerlerini anladık da TOKİ nereden çıktı?” diyenlere Sulukule arazisine şöyle bir bakmaları tavsiye edilirken, “Boş ver anlayan anladı, senin anlamana gerek yok zaten, kervan yürüyor nasıl olsa. Sen aldırma, düşünme böyle şeyleri, önümüz kış, sen kömürünü düşün” denebilir ve hiç olmazsa ara ara da olsa www.gittigidiyor.com internet sitesini ziyaret etmeleri önerilebilir.
“gitti gidiyor” deyince, Habur’dan gelenler de gittiler bu arada. Habur’dan davulla gelmişlerdi, “ha ordan” da gizlice gidiverdiler.
Ha ordan, ha burdan, hiç fark etmedi onlar için! Bizim için fark etti mi peki? Devamını Oku
“Siyaset mesleğinden daha şerefli bir meslek var mı?” demiş, ismi “Ayrıcalıklı” anlamına gelen ve mümtaz bir kişilik olduğu anlaşılan Cambaz’er Hepdöne.
Daha önce de; “Apo’yu serbest bırakalım, TSK’ya komutan yapalım, bu iş bitsin” demiş, kendisini parçalarcasına avukatlığını yaptığı siyasette ne denli akil biri (!) olduğunu, bu ulvi düşüncesiyle ortaya koymuştu döne döne.
Bakın daha neler demiş son yazısında muhterem;
“Bütün meslek grupları içinde genel ahlâk ilkelerine riayet dendiğinde, politikacılardan daha iyi durumda kim var? Karşılaştırın ve hüküm verin; En çok fire hangi meslek grubunda?” diyerek başlamış sözlerine ve dayanamamış kendisi karşılaştırma yapmaya karar vermiş. Devamını Oku
2002 genel seçimleriydi.
Birden bire Cem Uzan liderliğinde “Genç Parti” adıyla yeni bir siyasi parti çıktı ortaya. Neredeyse her gün ve bir başka şehirde mitingler yapıldı. Mitinglerde, Cem Uzan’ın, elini sürmediği, öpüşmediği, terini bulaştırmadığı, tokalaşmadığı kimse kalmadı. Bazı medya organları “Genç Parti” pompalaması yapıyordu sürekli olarak. Oysa partide Cem Uzan haricinde, bırakın siyasetçiyi, tek bir tanınmış sima da yoktu, var olanlar halk tarafından hiç bilinmiyordu, tanınmıyordu. Daha sonra bu partiye ünlü türkücü İbrahim Tatlıses katıldı, böylece partide tanınmış sima sayısı ikiye çıkmış oldu.
İbrahim Tatlıses’in türkü söylediği mitingler bitti, sandık başına geçildi. Sandıklar çok kısa süre içerisinde açıldı, oylar sayıldı, sonuçlar gece yarısını bulmadan açıklanıverdi; % 5… Devamını Oku
Levent Kırca Oya Başar ikilisinin ekibiyle birlikte hazırlamış olduğu, o zamanlar tek komedi programı olan Olacak O Kadar, 90’lı yılların ortalarına kadar Perşembe akşamları evlerimize konuk oluyordu. Ailece izlediğimiz program Perşembe akşamlarına ayrı bir renk katıyor, evlerimizi şenlendiriyordu. Toplumsal meseleleri eleştirel bir yorumla, espriyle karışık veren Olacak O Kadar hem güldürüyor, hem de düşündürüyordu.
İşlediği karakterler, adeta hayatımızın bir parçası olmuştu. Cevat Kelle, Küçük Hüsamettin, sarhoş, Olacak O Kadar Televizyonu vb. skeçler bizlere o kadar samimi geliyordu ki, sanki bu insanlar bizden biriydi, bizimle beraber yaşıyorlardı. Siyasi meseleleri, siyaset yapmadan, millet meselelerini abartmadan, kimseyi bunalıma sokmadan hem bizleri güldürüyor, hem de gereken yerlere mesajlar vererek topluma tercüman oluyordu. Devamını Oku
Türkiye’de hepimiz biliyoruz ki insanlar siyasi düşünce olarak ikiye ayrılırlar. Cumhuriyetin ilanından sonra tek partili sistemle bir süre hayatını devam ettiren siyaset, sağcılık veya solculuk gibi bir siyasi düşünceden uzaktı. Halk kendi siyasi görüşüne göre sağcı veya solcu diye vasıflandırılıyordu belki ama siyasi düşüncenin mecliste bir temsili olmayınca, siyasi olarak bu gerçeklik görünmüyordu.
Çok partili sisteme geçişle beraber, cumhuriyetin tek partisi olan halk partisi, sol eksende, demokrat parti de sağ eksende yerini almıştı. Türk halkı da kendi siyasi görüşüne uygun olan partiye oy vermeye başlamıştı. Hepimiz biliyoruz ki, muhafazakar yapıda olan insanlar, o zamandan bu zamana kadar devamlı olarak iyi veya kötü olsun sağ partilere oy vermişler. Demokrat olanlar ise sol partilere oy vermişlerdir. Devamını Oku