Neredeyse tamamımızın maalesef ki “Kürt Sorunu” olarak adlandırmasına rağmen, sorun’un gerçek adı; “PKK ve PKK’lı Kürtlerden kaynaklı sorun”dur ve çözümü hiç de kolay değildir.
Neden değildir? Çünkü sorunun çözümü, sadece Öcalan ve bugüne kadar çoğunlukta olmalarına rağmen taşın altına elini bir türlü sokmayan/sokamayan, sürekli sessiz ve beklemede kalan, amiyane tabirle zurnanın çıkarttığı o son sesi bekleyen “PKK’lı olmayan Kürtler”dedir.
Öcalan derse ki; “Artık bu işten vazgeçmeliyiz. Artık kan akmasın. Dağdakiler gelip teslim olsunlar. Kana bulaşanlar cezalarını çeker, diğerleri de yeni bir hayata başlarlar. Ben önemli değilim, şartlarım biraz düzeltilirse ömrümün geri kalanını burada sürdürürüm. Devlet de bu konuda daha hoş görülü olursa barış süreci hızlanır”, işte o zaman terör tam olarak bitmese de son derece minimize olur. Devamını Oku
Yaklaşık 25 yıldır maalesef ki kanlı bir sorun ile karşı karşıyayız. Ülkenin en büyük sorunu olarak değerlendirilen bu sorun, çeşitli çevrelerce “terör sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “PKK sorunu”, “Yıkıcı-Bölücü terör örgütü sorunu” gibi adlar ile anıldı zaman içerisinde. Son 8-10 yıllık dönemde ise, neredeyse her kesimce, devletin ilgili kurumları da dahil, artık tamamen “KÜRT SORUNU” olarak adlandırıldı/adlandırılıyor bu sorun. Sorunun adının gerçekte ne olduğunun tartışılmasına gerek dahi duyulmuyor artık, ama bilgili-bilgisiz, ilgili-ilgisiz herkes, sadece bir “ÇÖZÜM” arayışından bahsediyor, ahkâm kesip duruyor. Teşhissiz tedavi etmeye çalışmak gibi bir durum var ortada.
Adı, niye “Kürt sorunu”?
Örgütün ve destekleyicilerinin baştan beri dillendirerek yerleştirmek istediği de bu değil miydi zaten? Sorun’un daha önce konulan adlarının tümüne karşı geldiler, sorunu “Kürt sorunu” olarak dayattılar direttiler ve sindire sindire kazandılar. Devamını Oku
İnsanların “gözlerinin içine baka baka” verilecek ilk cevap, sezonun açıldığıdır. Yani, bölgedeki son derece ağır kış ve doğa koşulları, baharın gelmesiyle birlikte ortadan kalkmış, bir başka değişle “eylem sezonu” açılmıştır. İlk cevap budur ve 25 yıllık istatistikler de bunu gösterir. Kış mevsiminde eylemler azalır, baharla birlikte artmaya başlar. Bu bir…
İkinci cevap; örgütü canlı tutmak, daha fazla hantal ve atıl bırakmamaktır. Uzun kış mevsimi süresince, sadece teorik eğitim alan teröristlerin pratik yapma zamanları gelmiştir. Çünkü, atıl kalan örgütlerde davaya olan inanç, örgüte olan güven azalır ve giderek kopmalar başlar. Dedikodu, kıskançlık, karşı cinse eğilim, hatta cinsel sapmalar gibi, bir örgüt için son derece istenmeyen yoz durumlar ortaya çıkar. Devamını Oku
Gazze olayında Akdeniz’in uluslararası sularında 9 insan hayatını kaybetti. Aynı günün 4-5 saat öncesinde de İskenderun’daki Deniz Kuvvetleri’ne ait birliğe Pkk tarafından gerçekleştirilen roketli saldırıda 7 askerimizi şehit verdik.
Her ikisinin de, sadece “Deniz” ile ilgili olması, ister istemez birbiriyle bağlantı kurulmasına sebep oldu.
İleriye sürülen ve neredeyse kabul gören tez; “İsrail’in Pkk’yı taşeron olarak kullanıp, İskenderun eylemini yaptırdığı” şeklindeydi.
Gerekçesi ise; Pkk’nın ilk defa Deniz Kuvvetleri’ne saldırı düzenlemiş olmasıydı ve sadece bu, tek başına da olsa yeterli gösterilmişti! Öyle ya, ortak payda; “Deniz”di! Devamını Oku
Aldığımız ilk duyum şöyleydi; İsrail, Türkiye’den Gazze’ye yola çıkan insani yardım gemisine saldırdı, 9 sivili öldürdü, 26 yaralı var.
İnanamadım, hayretler içerisinde kaldım. Çünkü;
“Ne kadar terörist bir devlet de olsa, hiçbir mantık böyle bir durumu asla göze alamaz” diye düşündüm.
“Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen böylesi bir eylemin altından hiçbir güç kalkamaz, dünya kamuoyunca suçüstü yakalanılmıştır” diye düşündüm.
“Bu devlet, geçmişte bu türden örneklerini çok defa gördüğümüz, şahit olduğumuz İsrail bile olsa, böylesine aptalca ve bile bile lâdes dedirtecek bir hunharlığı, nasıl olur da böyle aleni yapabilir” diye düşündüm.
Gerçekten inanamadım, ama çok daha fazla kahrettim, çok daha fazla lânetledim.
Bütün gece televizyon ekranlarına odaklanarak, olan biten vahşiliklere sadece duyduklarımla değil, gözlerimle de şahit olmak istedim ve izledim. Devamını Oku
21 Mart “Nevruz” etkinlikleri, BDP tarafından Diyarbakır’da gerçekleştirildi ve son derece coşkuyla kutlandı.
Mitingde, konuşmacılar tarafından “Öcalan’a özgürlük” istendi…
Katılan kitle tarafından “Öcalan ve Pkk” lehine sloganlar atıldı…
Öcalan resimleri ve Pkk’nın amblemli bayrakları ellerde taşındı…
“Öcalan”, “Pkk”, “Kürdistan” kelimeleri dillerden hiç düşmedi, kulakları çınlattı…
Polis müdahale etmedi (!), olay çıkmadı, sevindik!
Hatta öyle sevindik ki, yanında derin bir “Oh” da çektik, karşıki dağlar yıkılmadan, rahatladık! Devamını Oku